Punk Rock Emo Gothic Metal

Punkçıların rockçıların metalcilerin emo ve gothiclerin Buluşma Noktası
 
AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Foo Fighters Biyogragfi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
emotional
Genel Mod
Genel Mod
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 843
Yaş : 28
Nerden : istanbul
Lakap : yok
Kayıt tarihi : 26/01/08

eLy
**:
***: 9
****: 10

MesajKonu: Foo Fighters Biyogragfi   Cuma Şub. 15, 2008 1:48 pm

1994’ün sonlarında eski scream ve nirvana davulcusu dave grohl tarafından kurulmuş foo fighters. (bir varmış, bir yokmuş, kurt cobain 5 nisan 1994’te ruhuyla bedenini birbirinden ayırmış) basta nate mendel, davulda william goldsmith ve gitarda pat smear (hani nirvananın unplugged konserinde arka taraflarda o rengarenk gitarı çalan kişi) ile ilk kadrosuyla yola çıkmış foo fighters. dave grohl, o günlerden bahsederken geri plandaki davulcudan sahne ışıklarını emen gitarist-şarkıcı rolüne bürünmenin kendisi için ne kadar yıpratıcı olduğunu vurguluyor hep. 1995 ortasında ilk single’ları “this is a call” ile müzik dünyası tarafından kabul edilme ve nirvana gölgesinden kurtulma serüveni başlıyor grubun. bugün basit bir demo olarak gördükleri ilk albümleri, grunge’ın hala bir nebze de olsa etkisini sürdürmesi sayesinde, grohl’un kesinlikle bir cobain olmadığı kabul edilse de, eleştirel bir yıkım olmuyor grup açısından. ikinci albüm “the colour and the shape” ise bugün grup içerisinde etkisi oldukça yüksek olan davulcu taylor hawkins’in william goldsmith’in yerini almasına sahne oluyor. o yılları hatırladığımda ilk karşılaşmam geliyor aklıma foo fighters’la. mtv video music awards’da rastlamıştım “monkey wrench”in videosuna ve o güne kadar grubu ıskaladığıma yanmıştım. (bir de bush – glycerine aynı etkiyi yapmıştı) sonunda ilgimi çeken bir post-grunge grubu bulmuştum, grohl ve smear’in varlığı da cabasıydı. sonra, smear ayrıldı gruptan, yerine franz stahl geldi, sonra o da ayrıldı, bugün chris shiflett sorumlu gitarlardan. grubun üçüncü albümü “there is nothing left to lose” 1999’da yayınlandı ve benim için tam bir hayal kırıklığı olmasa da buruk bir albümdü. mainstream’e kaymış şarkılar, grohl’un videolarında girdiği abuk sabuk şekiller, kısaca tatsızdı çoğu şey, hatta bunlar bu albümden sonra dağılırlar dediğimi hatırlıyorum kendi kendime. yanıldım tabi, hiç de fena olmadı.

“one by one” hakkında şöyle diyor foo fighters elemanları. “sikmişiz çizgiyi, sonuna kadar zorluyoruz artık. garipleşiyorsa, garipleşsin şarkı, çok mu rock oldu, sal gitsin.” grup, eski albümlerinin aksine, prodüksiyon kalitesinin yanında şarkıların sahnede çalınmaya uygun olmasına özen göstermiş bu albümde, hatta grohl “one by one”ın bir set-list gibi olduğunu ve parçaların her gece tekrar tekrar çalabileceği kadar zevk verdiğini iddia ediyor. bir ara kaybettikleri agresiflik, daha yoğun bir şekilde ortada “one by one”da. şu sıra televizyonda da yoğun rotasyon gören “all my life” grup tarihinin tartışmasız en iyisi. gaza getirici şarkıların klasik çıkış-iniş-patlayış formülüne dayalı şarkıda, grohl’un iki enstrümanını da (gitar ve ses) kusursuz kullanmasına taylor hawkins’in şarkının moduna tek başına yön veren davulculuğu eklenince benzerlerinden ayrılan bir şarkı çıkmış ortaya. bilgisayarımın bakımsızlığa dayanamayıp havaya uçması sonucu sadece “low”, “lonely as you”, “disenchanted lullaby” ve “burn away”i dinleyebildim ama bunlar bile övgüleri peşpeşe sıralamama yetti, foo fighters söyledikleri gibi inandıkları bir albüm yapmış ve dördüncü albümlerinde ayakları yere sağlam basan bir grup halini almış.

dotmusic.com’da dediklerine göre albümü iki kere yapmak durumunda kalmış foo fighters, ilginç bir süreç sonunda ete kemiğe bürünmüş “one by one”. iki yıl önce başladıkları yaratım süreci sonunda ellerinde bir albümü dolduracak kadar kayıt varmış foo fighters’ın. “ta o zamanda yayınlasak idare ederdi” diyorlar ama grup biraz içi boş bulduğu için bir takım materyalleri, bir ara vermeye karar vermişler. grup elemanları bir süre kendi kişisel işleriyle ve projeleriyle uğraşmış, örneğin dave grohl, kült grup queens of the stone age albümünde davul çalmış ve yaz dönemini qotsa ile turlayıp içindeki davul çalma özlemini gidermekle geçirmiş. (qotsa’in esas adamı josh homme, dave grohl için davul çalmaya geri dönmeli, onun gibi davulculara çok ihtiyaç var diyor. foo fighters’ı pek beğenmiyor olsa gerek). “her gece bagetlerle davul dövmek çok güzel ama mikrofonun başına geçip çığlık atmayı çok özlemiştim” diyor grohl tur hakkında. bir de yayınlanmamış nirvana kayıtları hakkında krist novoselic’le birlikte courtney love’a karşı giriştiği hukuk mücadelesi var ki, hiç girmeyelim bu konuya. bu sürecin sonunda, sıcak yuvaları olan foo fighters’a dönen grup elemanları yenilenmiş bir şekilde işe girişip 3 hafta gibi kısa bir sürede ilk kayıtlardaki birçok şeyi değiştirmiş ve yeni kayıtlar yapıp “one by one”ı son haline getirmiş. albümün bugünkü gitar riff’lerine dayalı enerji dolu halini bu sürece borçluyuz kısaca.

_________________
Yolumuza ne cıkarsa sıksın
İçimizde fırtınalar kopsada
Hep bir seceneğimiz olmustur ama;
Her zaman umut yoktur
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Foo Fighters Biyogragfi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Punk Rock Emo Gothic Metal :: Metal :: Sabit Konular :: Foo Fighters-
Buraya geçin: